Harry Potter’ın Edebiyattaki ve Mitolojideki Akrabaları’ndan Kalanlar

 

4 Kasım Cumartesi günü, BadiParmak ekibi olarak, cok keyifli bir söyleşiye katıldık.  Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu tarafından yapılan bu söyleşi, dostlar arasında tatlı bir sohbet tadında geçti.  Seyircilerin de aktif olarak katıldığı, yer yer sorular sorduğu, sorulan sorulara cevap da verdigi, beraber güldügümüz ve hepimizi heyecanlandıran konulardaki fikirlerin paylaşıldığı samimi birkaç saat geçirdik.

Sonrasında kendiliğinden oluşan bir sıra ve birdenbire ortaya çıkan imza etkinligi karşısında biraz çekimser davransak da en azından onlarla tanışma fırsatını değerlendirmek istediğimiz için o sırayı biz de bekledik.  Her ne kadar etkinliğin bizim elimizdeki broşürlerinde imza verileceğinden bahsedilmiyor olsa da, lobide bir yerlerde satılan kitaplar bizi birtakım şüphelere düşürmedi desek yalan olur; ama yine de kitapsızca bekledik sıramızın gelmesini.  Sıramız geldiğinde hepimiz birer birer duygularımızı bu değerli insanlarla paylaşıp, bize bu günü hatırlatacak güzel bir anı fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmedik.

Söz konusu söyleşinin başlığı altında daha kapsamlı bir paylaşım olmasını umuyordum aslında.  Ancak, seyircilerin katılımları ve konunun bu gibi sebeplerle çatallanması ile spontane bir dağılmanın kaçınılmaz oldugunu da kabulleniyorum.  Yine de başlıkta bahsedilen ‘mitolojik akrabalar’dan biraz daha bahsedilmesini ve Harry Potter Evreni’nin çevrelediği birçok ismin, cismin, terimin mitolojik kökenlerine inilebilecek kadar vaktimizin olmasını dilerdim.  Belki bu da gelecekteki başka bir söyleşinin konusu olur, kim bilir(?). Buna rağmen Hogwarts’ın en sevdiğimiz profesörlerinden birisi olan Minerva McGonagall’ın isminin mitolojik ve edebî kökenlerinden bahsedilmesi sanıyorum ki söyleşinin mitoloji başlığı altındaki en keyif verici keşfiydi (en azından biz BadiParmaklar için).  Bunu sizlerle paylaşalım elbet:  İngiliz Edebiyatı’nın gelmiş geçmiş en kötü şairi olarak kabul edilen William McGonagall, bizim sevgili profesörümüzün soyisim babası.  İsim kökeniyse, Romen mitolojisinde geçen, Jupiter ve Juno’nun kızı, bilgelik, stratejik savaşma, sanat ve zanaat tanrıçası Minerva’ya dayanıyor.  Bence oldukça güzel bir bileşim olmuş—evet kimyacılar, buradaki ‘birleşim’ ve ‘bileşim’ ayrımına lütfen dikkat edelim.  Minerva’dan bahsetmişken sevgili Sevin Okyay’ın en sevdiği karakter olan Sirius Black’i anmamak olmaz tabii.  Kendisi O’nu bize şöyle anlatıyor:  “(gülerek) O yüzden de Azkaban Tutsağı en sevdiğim kitap, kitapların içinde.  Bilmiyorum, o çapulcular arasında–Peter zaten sayılmaz–Sirius’u tanıdığım andan itibaren gerçekten çok sevdim.  Bir defa, doğuştan bir dezavantajı var.  Şöyle ki:  Kara bir aileye doğmuş, bir asil ve tamamen farklı görüşte; arkadaşları zaten öbür taraftan.  Bunun zaten sıkıntısını çekiyor, yani ev cini bile onun aleyhinde, daha ne olabilir?!  Peter’ın ön ayak olduğu mesele var; onu katil gibi gösteriyor–uzun süre Azkaban’da kalıyor.  Bunlara zaten üzülmüştüm.  Gerçekten İngiltere’de çok sık rastlanan o kara köpek meselesi bana çok cazip geldi ve Harry de bunu çok seviyor–önce birbirlerine giriyorlar, sonra barışıyorlar–.”  Kutlukhan Kutlu da Sirius’un isminin nereden geldiğini açıklarken şunları paylaşıyor:  “Sirius, gökyüzündeki, güneşten sonra, en parlak yıldız.  (…) Sirius kanis majör takım yıldızına ait; dolayısıyla simgesi köpek.  Sirius da ne oluyor bir animagus olarak:  Köpek oluyor ve siyah bir köpek oluyor.”  

Harry Potter’ın mitolojideki akrabalarının yanısıra, edebiyattaki akrabalarından konuşurken özellikle Charles Dickens’tan yoğun bir şekilde bahsedildiği bizim dikkatimizden kaçmadı.  Dickens’ın trajedileri ve Harry Potter trajedileri arasında bazı benzerliklere değinilirken, Dickens’taki çocuk işçiler ile Harry Potter’daki ev cinleri arasında bir paralellik kurulabileceğine dikkat çekildi.  Ayrıca, Dickens ile Rowling’in edebî eserlerini yaratırken kullandıkları tekniklerin de benzerlik gösterebileceğine değinildi.  Bunun dışında, J.R.R. Tolkien ile J.K. Rowling’in dil bilimini kullanma yöntemleri ile edebi eser yaratma sürecleri arasında benzerlik olmasa da bir yakınlık olduğunun söylenebileceğini belirttiler.  Bir dil uzmanı olan Tolkien’in, nordik mitoloji kaynaklarına da uygunluk gösterecek bir bağlamda yeni diller yarattığına ve öykülerini de bu dilleri kullanabilmek için yazdıgına değinen Okyay ve Kutlukhan; Rowling’inse eserlerinde farklı diller kullanmasına rağmen bunları kendisinin yaratmadığını kabul ettiğinden bahsettiler.  Kutlu, bunu şöyle örnekliyor:

“Tek bir kelime yaratımında iki üç tane numara  çekiyor (…). Meselâ horcrux; biz hortkluk diye çevirdik.  Horcrux, ben çok aradım; fantastik edebiyatta çok benzer şeyler var ama bu isme yakın bir isimde hiçbir şey yok.  Dolayısıyla, aslında, bir konsepti, bir mevhumu almış, bir icadı kullanmış fakat o icadın içinde linguistik/dilsel bir yaratıcılık yapmış. (…) Crux, çekirdek demek aslında, hor (Fransızcadan gidersek) dış demek; yani dışardaki çekirdek gibi bir şey oluyor.  Eski İngilizceden giderseniz, hore diye bir kök var yanılmıyorsam; onda da kirli, kötücül anlamına geliyor.  Horcrux kelimesini görünce içinizde yaratılan korku tepkisine kardeş bir şey yaratmanız da lâzım; çünkü J.K. Rowling kelimelerin seslerini çok iyi kullanıyor.  Bir kelime görünce ne olduğunu bilmeseniz de görüyorsunuz ya da birden bire bir tedirginlik yaratıyor.”

Genel olarak mitoloji merkezinden uzaklaşılsa da (ya da bizim beklentilerimiz pek yükseklerdeydi ve bu değerli insanlarla saatlerce konuşsak doyamayacak gibi hissettiğimiz için bize öyle gelmiş olabilir 🙂 ), bu niyetle başlamayan ve ‘sohbet sohbeti, konu konuyu’ açar derler ya; işte öyle ilerleyen ve sonlanan bir söyleşiydi.

Sonuç olarak biz memnun ayrıldık ve katılım her ne kadar salonu doldurmasa da paylaşım yoğunluğu kesinlikle salondan taşıyordu.  Aynı evrende süzülebilen potterheadlerle bu deneyimi paylaşmış olmak gerçekten güzel bir tat bıraktı bizlerde.

Benden size güzel bir ek bilgi:  Sevgili Sevin Okyay  ve Kutlukhan Kutlu severek okudukları çocuk kitaplarından birkaç örneği bizlerle paylaştılar.  Okyay, Alice Harikalar Diyarı‘nda’nın ve Su Bebekleri‘nin; Kutlu’ysa Enid Blyton‘ın kitaplarının ve Afacan Beşler serisinin onlar için önemli olduğundan bahsettiler.  Sevin Okyay’ın en sevdiği kitaplardan birisinin Pal Sokağı Çocukları olduğunu bizlerle paylaştı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s