Harry Potter, Warner Bros Studio Tour ve dahası.

Harry Potter İngiltere demek, İngiltere de bir nevi Harry Potter demek öyle degil mi ?

Hep hayalimdi bu ülkeye bir Harry Potter sevdasıyla gidip gezmek ama Büyük Britanya denemesi gerçekten öyle keyfe keder olmuyormuş ki bunca yıl hayal olarak kalan bir şeydi.

Ta ki geçen sene ablamın İngiltere’de çalışmaya başlamasına kadar. Artık bizim de o memlekete gitmemiz için bir yol oldu. Ablam diğer aile üyeleri gibi benim ise aksime Harry Potter’ i pek bilmez (çok üzücü) ama İngiltere’ye gidince aslında J.K. nin Wizarding World’ünün ne kadar geniş kapsamlı olduğuna 1.elden tanık oldu. Ve Potter dünyasının tohumları ekildi.

Sihir başlasın 🙂

Neyse gelelim asıl konumuza biz de annemle hem ablamla hasret bitsin hem de yeni yerler görmüş oluruz diye tatil planladık. Arkadaşlar İngiltere’ye gitmek için gereken her şeyi ayarlamak tam bir işkence öyküsü yani lanet olsun gitmeyeceğim diyesi geliyor insanın ama işte biz de bir de hasretlik vardı. Tabi bu öykü bir başka yazının konusu olur o yüzden sadece belirtmiş olayım.

Bu gezimizde Londra’ya da gidecektik. Ablam başka bir şehirde yaşıyordu ama böyle adım adım diğer şehirleri de gezmeyi planlamıştık. Londra kesinleşince ben ailenin tek Potter seveni olarak kendime bir Warner Bros Studio turu aldım. Evet yaptım bu çılgınlığı.

Ben size bu yazımda bütün İngiltere maceram bir yana Studio Tour’u ve “Potter World”e dair neleri deneyimledim onları anlatacağım.

Başlamadan söylemeliyim ki; İskoçya asıl Potter memleketi Ingiltere’ye kıyasla. Londra değil de Edinburgh daha çok görülmeye değermiş bu konuda. Ben görmedim kısmet bir dahakine diyerek bu turla ve diğer gördüklerimle yetindim ama sizin aklınızda olsun.

Studio Tour şehrin biraz uzağında ama metro ve metro durağından bir shuttle ile rahatlıkla gidebiliyorsunuz. Belli bir saatiniz var o saatte turunuz başlıyor. Aslında ben 1 saatte tur tamamlanıyor diye düşünmüştüm her saat başı tur randevusu var diye ama öyle değilmiş. Belli bir kısımda sana eşlik ettikten sonra rehberler seni serbest bırakıyor. Her anı her gördüğüm kareyi hem beynime hem de kamerama (fotoğraf, video) kaydetmek istedim ve açlıktan bitap bir halde ve sarjim sıfırlanana kadar gezdim. Yaklaşık 3 saat olabilir. Son shuttle ile döndüm. Siz siz olun bir gün giderseniz daha erken saate tur alın. Bir de benim gibi yalnız gitmeyin.

Evet yalnız gittim ve orada tek yalnız insan ben olabilirim. Kimi arkadaşlarıyla kimi eşiyle kimi yeni doğmuş çocuğuyla kimi daha büyük çocuklarıyla aile boyu potterhead olarak gelmişlerdi. Bu siteye yazan potterhead arkadaşlarım ya da diğer potterhead arkadaşlarım da keşke benimle olsaydı dedim. Bu heyecanı mutluluğu paylaşmaya çok ihtiyaç duyuyor insan belki de o yüzden o kadar fotoğraf video çekmiş olabilirim,daha sonra paylaşırım diye. Burada da bir kaç fotoğraf paylaşacağım. 🙂

Tur başlasın:) (her ayrıntıyı anlatıp tüm sürprizi bozmayacağım söz. :))

İlk girişte size bir pasaport veriyorlar, Harry Potter pasaportu. İçinde gezdiğin süre boyunca göreceğin yerlere dair sorular ve damga yerleri var. Turda ilerledikçe bu damgaları basıyorsun. Benim turda bi ara kendimi kaybedip basmadan geçtigim yerler oldu 🙂

Girişte aynı zamanda fantastik canavarlar ait mini bir vitrin var. Filmden kostümler, dekorlar…

Daha sonra bir tünelde yürümeye başlıyorsunuz. Bu tünelde baya duygusal anlar yaşadım. Bir zaman tüneli gibi kitaplardan alıntılar ve sen adım adım ilerliyorsunuz.

Sonra bir salona giriyorsunuz burada rehber arkadaş tura gelenleri toparlıyor espriler şakalar sonra kısa bir şey izleyeceklerini söylüyor orada video fotoğraf yasak. Ne olduğunu söylemiyorum sürprizi kaçmasın 🙂

Ama rehber arkadaş 8 filmi birden izleyeceğiz yarın görüşürüz deyince baya bir eğlendik 😀

Ardından bütün o 8 filmin çekildiği kocaman bir stüdyoya giriyorsunuz. Ondan sonrası zaten sevinç, gözyaşı, çocukluk ve birlikte büyümek …

Şimdi ben kitap serisini seviyorum aslında. Filmlerin senaryo açısından birçok eksiği olması, kitaplar için önemli olan ayrıntıların filmlerde önemsenmemesi hatta dalga geçer gibi filmlerde zıtlıklar olması (mesela hadi Harry’i mavi gözlü yaptınız annen gibi gözlerin var deyip annenin küçüklüğünü kahverengi gözlü yapmak nedir ya nedir?!?!?!?) filmleri sevmemem için makul sebepler arkadaşlar. Ama senaryolar bir tarafa bu stüdyoya geldiğimde filmlere ne kadar büyük bir emek verildiğine birebir şahit oldum.

Stüdyo turunda belli dönem belli bir filmi öne çıkarıyorlar. Benim gittiğim dönemde de en sevmediğim Harry Potter filmi Ateş Kadehi’nin teması vardı. Filmi sevmeme sebeplerimi de o kadar uzun kitabın en kısa film olması ve romantik bir ergen filminden öteye gidememesi, balo sahnesine verilen önemin diğer sahnelere verilmemesi vs olarak sıralayabiliriz. Ama stüdyoda gezerken Harry’ nin ejderhadan aldığı altın yumurtayı dinledigi banyodaki musluklardan, Ateş Kadehine kostümlerden, balo dekoruna her bir ayrıntıyı da ayrı sevdim. Aslında filmlere öfkem biraz geçti. O iksir sınıflarından, erkekler yatakhanesine, Dumbledore’un ofisinden, düşünseline her ayrıntı öyle ustalıkla çalışılmıştı ki hayran olmamak elde değil. Bunları filmde görürken çok dikkat etmeyip filmlerde kitaptaki hikayeyi nasıl işlemişler diye düşünüyordum ama burada tek tek onları incelemek beni çok mutlu etti. Önemsenmemiş bir hikaye gibi düşünsem de önceden, turdan sonra aslında görsel açıdan oldukça sahiplenilmişti Harry Potter; bunu gördüm.

Sevgili Potterheadler senaryoların bütünlüğü ve casting konusunda çok kötü olsalar da mekan, kostüm ve eşya tasarımı ile ilgili harika iş çıkarmışlar. Bunları filmleri izlerken es geçiyordum sanırım çünkü dikkatle inceleyince daha büyük hayranlık duydum. Ayrıntılarıyla düşünülmüş ve kitaptaki betimlemeler bir hayli önemsenmişti. Büyük bir emek, özveri ve sevgi işiydi hepsi. İşini sevmeyen insan Harry Potter ile bağ kuramayan bir insan bunları üretemez. Bu yüzden gezdikçe çok duygulandım ve orada aidiyet hissettim. Tek başıma olsam da büyük bir şeyin parçasıymış gibi hissettim aynı bu filmlerde yıllarca çalışan emekçi sanatçılar gibi. Onlara minnettarım bu dünyayı beyaz perdeye aktarırken ki emekleri için.

Bir gün yolunuz düşerse sizin de belli hislerde olacağınızı düşünüyorum 🙂

Bunun dışında Londra’da filmlerde olan bir kaç gerçek mekan var. Millennium Bridge, King Cross,St. Pancras Station gibi… Ben King Cross’daki 9 3/4 platformunu göremedim :/ Fırsatım olmadı ama Stüdyoda benzer bir platform kurulmuştu.

Aile gezisi olduğu için çok da Harry Potter odaklı yapmadık İngiltere gezisini ama görülmeye değer pek çok yer var. 😉 bir dahaki sefere diyelim 🙂

Umarım yolu oraya düşmek isteyenlerin yolu oraya tez zamanda düşer ve yolu düşmüş olanlar tekrar bu şansı yakalar :)).

Hayalcihayat, G.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s